*Alia E. Dastagir’in 19 Ocak 2017 tarihli ve http://www.usatoday.com/story/news/2017/01/19/feminism-intersectionality-racism-sexism-class/96633750/?utm_content=bufferdc3b2&utm_medium=social&utm_source=facebook.com&utm_campaign=buffer linkli yazısını çevirdim.

 

untitled
Bir kadın, 14 Kasım 2016’da Donald Trump’a karşı olan bir protestoda “BEYAZLAR UYANIN” yazan bir pankart tutuyor. (Photo: Jason Redmond, AFP/Getty Images)

 

“Kesişimsel Feminizm” yeni çıkmış bir feminist modasından çok daha fazlası. Feminist hareketin nasıl daha çeşitli ve kapsayıcı olabileceğini açıklamak için çoğu feminist tarafından kullanılan onlarca yıllık bir terim.

Eğer feminizm kadın hakları ve cinsiyetler arasındaki eşitliği savunmak ise; kesişimsel feminizm de, kadınların ırk, sınıf, etnisite, din ve cinsel yönelim gibi birbiri üstüne binen kimliklerinin, tahakküm ve ayrımcılığı deneyim şekillerini nasıl etkilediklerini anlamaktır.

Beyaz bir kadın cinsiyeti nedeniyle cezalandırılırken ırkı ile avantajlı konumdadır. Siyah bir kadın hem cinsiyeti hem ırkı nedeni ile dezavantajlı konumdadır. Latin bir lezbiyen hem etnisitesi hem cinsiyeti hem cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa uğrar.

Kesişimselliğe olan artan ilgi kısmen, Washington’daki Kadın Yürüyüşü’nden ötürü. Facebook’da organik bir biçimde başlayan toplanma, örgütleyicileri arasında renkli kadın barındırmayı başaramadığı için başlangıçta eleştirilmişti. Şimdi liderler arasında National Action Network’ün eski yöneticisi ve Afrikan-Amerikan sivil hakları aktivisti Tamika Mallory; New York’taki Arab American Association’ın başı Müslüman bir kadın olan Linda Sarsour ve Harry Belafonte’nin Adalet için Toplanma’sını yöneten latin aktivist Carmen Perez var. Yürüyüşün siyasi platformunun adı, “cinsiyet eşitliği ırk eşitliğidir ekonomik eşitliktir” inancını içeren “Birlik İlkeleri”dir.

 

untitled1.png
New York’ta 9 Ocak 2017’de, Washington’daki Kadın Yürüyüşü’nün eş başkanı Tamika Mallory (sağda), diğer eş başkanlar Carmen Perez (solda) ve Linda Sarsour ile röportaj verirken konuşuyor.  (Photo: Mark Lennihan, AP) 

 

“Bu, feminizm hakkında yıllardır konuşulan bir konudur ama şimdi bir gerçeklik olarak karşımızda. Yeni jenerasyonlar feminizmle ilgileniyorlar ve kesişimselliğin, kendi feminizmlerine nasıl uyduğunu ve politikaya şekil verme ve onu savunma hakkındaki düşünceleri açısından görüşlerini nasıl da genişletebileceğini anlamaya başlıyorlar.” diyor New York City’de Borough of Manhattan Community College’da İngilizce profesörü olan ve ırksal ayrımcılık ve Afrikan-Amerikan kültürü üzerine yazan Syreeta McFadden.

UCLA ve Columbia’da hukuk profesörü ve ırk teorisi hakkında öncü bir düşünür olan ve konu hakkında ufuk açıcı bir makale (bknz. http://chicagounbound.uchicago.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1052&context=uclf) yazan Kimberlé Crenshaw, kesişimsellik kavramına adını 1989’da verdi.

Bugün bu terim bazı insanları biraz rahatsız etmekte çünkü beyaz kadınlara, ayrıcalıklarını kabul edip, bu ayrıcalıkların feminist harekette nasıl bazı kadınları görünmez kılabildiğini sorgulamalarını öneriyor.

 

Beyaz feminizm ve kesişimsel feminizm arasındaki farkı bilmiyorsanız o zaman büyük ihtimalle beyaz feministsinizdir.

“Beyaz kadınlar iktidarlarını ya da çıkarlarını tehlikeye atmak istemiyorlar o yüzden şimdi diğer kadınlara yardım etmek için farklı olarak ne yapmaları gerektiğini sormaları lazım” diyor Maryland Üniversitesi’nde Irk, Toplumsal Cinsiyet ve Etnisite Konsorsiyum’u yöneticisi ve üniversitenin U.S. Latin Çalışmaları Girişimi’nin geçici müdürü Ruth Enid.

Kesişimsel feminizm kurumsal Amerika’da sadece “the glass ceiling”i (işyerinde kadınların, azınlıkların ve diğer grupların yükselmesindeki engelleri ifade eder) kırmaya odaklanmaz, mesela Ulusal Kadın Hukuku Merkezi’ne göre asgari ücretle çalışan işçilerin neredeyse 2/3’ünün kadınlar olduğu Amerika’da asgari ücretin yükseltilmesini de amaçlar.

untitled3
Bir kadın, 29 Kasım 2016’da Los Angeles Havalimanı’nın dışında, düşük ücret ve asgari ücretle çalışan işçi ve aktivistlerin ülke çapında asgari ücreti saat başı 15 dolar artırmaya yönelik protestolarına katılıyor. (Photo: Mike Nelson, epa)

“Ben ana-akım söylemin feminist hareketi düzleştirip onu bir Sheryl Sandberg (Sheryl Sandberg, Facebook’ta COO görevini üstlenmektedir. Bu konum onun Mark Zuckerberg’den sonraki en güçlü yönetici olduğunu gösteriyor.) kimliğine sokmasından biraz sıkıldım.” diyor McFadden. “Yerinde ve yardımcı fikirleri olmadığını söylemiyorum ama ortadan kaybolan bir sınıf konusu var.”

Kesişimsellik ayrıca üreme hakları ile ilgili tartışmaları genişletmeyi amaçlıyor.

untitled2
Yüksek Mahkeme, kürtaja ulaşımı kısıtlamaya çalışan tartışmalı bir Texas davası olan Whole Woman’s Health v. Cole davasını görürken, kürtaj hakkı aktivistleri toplanıyorlar. 

 

“Bazı kesişimselci feministler üreme haklarını ‘seçim’ başlığı altında talep etmeye eleştirel yaklaşmışlardır çünkü seçim söylemi, her kadının ‘seçtikleri sürece’ kürtaj yaptırmaya maddi gücü olduğunu varsayıyor.” diyor UCLA’de toplumsal cinsiyet çalışmaları profesörü olan Juliet Williams. “Dahası, üreme hakları konusuna  – mesela zorla kısırlaştırma – nazaran kürtaj konusuna öncelikli olarak dikkat çekmek, orta sınıf beyaz kadının gündemini, fakir kadınlar ve renkli kadınlar için eşit derecede önemli olmayan konuların üzerinde tutmaktır.”

Günümüz politik ikliminde bazıları, kesişimselliği benimseme vaktinin geldiğini söylüyor.

 

2017’de ukalaca yürütülen çeşitlilik tartışması için dilek listem:

  • ötekileştirilme yarıştırılmasının bırakılması
  • kesişimsellik
  • RENKLİ KADINLARI DİNLEYİN

 

“Çoğu kadın savunmasızlığın bir çok şekli ile yüzleşirken kesişimsel feminizm şu an oldukça önem arz etmekte.” diyor Williams. “Böyle zamanlarda, feminizmin, bugün kendisine en çok ihtiyaç duyan daha az iktidar ve ayrıcalık sahibi kadın ve müttefikleri ötekileştirip dışlayan bir şekilde işleyebilmesi gerçek bir tehlikedir.”

Bakalım feminist akademisyenler kesişimselliği kendi kelimeleri ile nasıl açıklıyorlar:

 

Juliet Williams, UCLA’da toplumsal cinsiyet araştırmaları profesörü

“Kesişimsel feminizm, kadınlar arasındaki radikallik, cinsellik, ekonomik durum, uyruk, din ve dil gibi farklı kimlikleri kapsayan farklılıkları ciddiye alarak, tüm kadınların haklarını ve güçlendirilmesini savunan bir feminizm şeklidir. Kesişimsel feminizm, bir sınıf olarak kadınların adına yapılan iddiaların, görece ayrıcalıklı kadınların taleplerini evrenselleştirerek bazı kadınların sesini kısabileceği veya ötekileştirebileceği ile ilgilenir.”

 

Nancy J. Hirschmann, Pennsylvania Üniversitesi Alice Paul Kadın, Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik Araştırmaları Merkezi yöneticisi

“Kesişimsel feminizm, ‘toplumsal cinsiyet’ veya ‘kadın’ın sadece tek bir birleşik anlayıştan söz etmediği fikridir: tüm kadınların beyaz, siyah, Asyalı, Latin ne olursa olsun ırkı olduğu gibi sınıfı, etnisitesi, dini vb. vardır ve ‘kadın’ olarak deneyimleri de bu saydığım farklılıklara göre değişkenlik gösterir. Kimliğimizin farklı görünümleri kesişir – beyaz kadınların ‘kadın’ olarak deneyimleri kısmen ırkları üzerinden tanımlanır, tıpkı siyah kadınlarda olduğu gibi ama beyaz kadınların ırklarını görmezden gelmeleri onlar için daha kolaydır. Eğer ‘feminizm’ ‘kadınları’ temsil etmek için varsa, bu farklılıklarla ilgilenmek zorunda.” 

 

Ruth Enid Zambrana, Maryland Üniversitesi Irk, Toplumsal Cinsiyet ve Etnisite Konsorsiyumu yöneticisi

“Tek bir ‘feminizm’ yok. ‘Feminizmler’ var.”

“Kesişimsellik olmazsa olmaz. ‘Kadınları‘, ‘Afrikan Amerikan kadınlardan’, ‘Porto Rikolu kadınlardan’, ‘Meksikan Amerikan kadınlardan’ nasıl ayırt edeceğiz?”

“Beyaz kadınlar toplumsal cinsiyetin tek bir kategori olmadığını kabul etmeliler. Farklı tarihleri olan ve inanılmaz derecede dezavantajlı olan, yeterli seviyede temsil edilmemiş kadınların ve yurt içi grupların varlığı kabul edilmeli.”

 

 

 

Reklamlar