*http://everydayfeminism.com/2016/02/body-positivity-vs-neutrality/?utm_content=buffer58916&utm_medium=social&utm_source=facebook.com&utm_campaign=buffer linkli yazının tarafımdan çevirisidir.

 

Bir yaşam koçu ile görüşüyorum.

İşin komik tarafı, kendimi iyi hissederken ona yaşam koçum diyorum, çok da iyi hissetmediğim zamanlarda terapistim diyorum. Çünkü o bana her ikisi de.

Ona ve çalıştığı firmaya göre, bir terapist ve yaşam koçu arasındaki fark; hayatta nerede olduğunuzdur. -10’dan +10’a giden bir ölçeğe bakıyor olsaydık, ölçeğin negatif tarafında iseniz; daha sağlıklı ve nötr bir sayıya ulaşabilmeniz için yanınızda olacak kişi bir terapist olurdu. Zaten pozitif tarafta iseniz, o pozisyonu geliştirebilmenize yardımcı olan ve ölçeğin daha da pozitif tarafındaki mutluluk ve doygunluğa doğru sizi götürecek bir yaşam koçu olurdu.

Bir terapist, özünde, size hayatta kalmayı öğrenmenizde yardımcı olur. Bir yaşam koçu ise zaten iyi olan durumunuzu, nasıl daha da iyileştirirsiniz onu öğretir.

Ana-akım beden olumlama hareketini ve içinde barındırdığı sorunları düşündükçe, bu ölçek modelini kendine uyarlaması hareketin yararına olur diye gelmeye başlıyor bana.

Bu yüzden yaptığım işi ve inandığım değerleri, beden olumlama değil de bedenini kabullenme olarak tanımlamaya başladım çünkü bir hareket olarak artık, insanlar daha kendi bedenlerinden özür dilemeden ve onunla iyi geçinmeye çalışmaya başlamadan onlara bedenlerini tamamıyla sevmelerini dayatmayı bırakmamızın zamanı geldi de geçiyor.

“Bedenini Sev” ve “Herkes Güzeldir” mantralarını insanlar iyi niyetle kullanıyorlar biliyorum, ama “nasıl”ını sunmadan “ne” yapmaları gerektiğini insanlara dayatmak, mucizevi şekilde, tek adımda nefretten koşulsuz sevgiye atlamalarını beklemek, onların üzerine büyük bir baskı kurmak demektir.

İnsanların daha iyiye gitmelerini beklemeden önce hayatta kalmalarına yardımcı olmalıyız.

Ve ben; tüm şekillerin, boyutların, cinsel kimliklerin, ırkların ve yeteneklerin cakasını sattığı ve etrafa özgüven yaydığı bir dünya isterken, bunun haksız bir beklenti olduğunu da düşünüyorum.  

Bu nedenle, bedenlerimizi olduğu gibi kabul edip yeterli olduğumuzu anlayarak, fiziksel kabuklarımızı güçlü bir (olumlu veya olumsuz) odak noktası yapmadan günlük hayatımıza özgürce devam etme yani beden-nötr olma taraftarıyım. Beden-nötr olmak, beden olumlamaya giden bir yol veya bunun için bir amaç olarak görülebilir.

 

body-neutrality-feature
Nötrlük (isim) :  1. Bir çekişmenin, anlaşmazlığın vs. herhangi bir tarafına destek veya yardımda bulunmama. Örnek: “savaş sırasında İsviçre nötrlüğünü (tarafsızlığını) korudu.”  2. Kesin görüşlerin, ifadenin ya da güçlü bir duygunun yokluğu. Örnek: “tanımın klinik nötrlüğü.”

 

Bence beden olumlamaya, özellikle de, şişman bir bedende yaşam hakkı, özgürlük ve mutluluk arayışı olarak bu hareketin radikal biçimine ihtiyacımız var. Ama bence; bedenini sevme fikrini gerçekleştirmesi imkansız bir görev olarak görmekten yılmış olanlar için bir ara-aşamaya da ihtiyacımız var. Bu tırmanışa başlayacağımız üs nerede yahu?

Bence burada. Beden-nötr olmakta.

Beden-nötr olmak, sabah kalktığınızda kendinize şunu sormaktır: “Ben kendi bedenim içinde nasıl hissediyorum?” İyi hissetmek için neye ihtiyacınız olduğunu anlamaktır, kahvaltı için ekmek arası bir şeyler mi hazırlasam başka bir şey mi yesem, sadece su içip uyku sersemliğinin verdiği baş ağrımdan mı kurtulsam yoksa yatıp biraz daha mı uyusam gibi..

Beden-nötr olmak, günlük kıyafetinizi rahatlık, uygunluk gibi basit kavramlar üzerinden seçmektir. “Hangi tarz kıyafetin size yakıştığı” üzerinden baskı hissetmemektir.

Beden-nötr olmak, evden çıkarken aynaya sadece, saçınızda havaya kalkık tel var mı ya da tişörtünüz kırışık mı diye bakmaktır. Bedeninizi baştan aşağı dikkatle incelemek veya ona hayran olmak için değildir. (Ve aynalardan bahsetmişken; beden-nötr olmak, önünden geçtiğiniz her yansıtıcı yüzeye bakma zorunluluğu hissetmemektir – biliyorum bunu yapan tek ben değilim!)

Beden-nötr olmak, karakışta bedeninizi hareket ettirmenin tek yolu bu olduğundan ve damarlarınızdaki kanın hareket ettiğini hissetmek istediğinizden spor salonuna uğramaktır. Özel bir eğitmen tutup “daha iyi” görünmek adına kendinizi suçlu hissettirmek ya da spor veya yoga yaparken geçirdiğiniz dönüşüm sürecini takıntılı bir şekilde sosyal medya hesaplarınızdan tüm dünya görsün diye paylaşmak değildir.

Beden-nötr olmak, canınızın çektiği şeyi üzerine çok düşünmeden yemek veya içmektir ve bunu utanç meselesi (“bir sonrakinde light versiyonunu yer/içerim” gibi) ya da bir gurur sebebi (“şunu Tumblr’a koyayım da herkes yemek/içmek konusunda nasıl takıntılı olmadığımı görsün!” gibi) haline getirmemektir. Beden-nötr olmak basitçe, arzularınızı tatmin etmektir.

Beden-nötr olmak, bir arkadaşınız size harika göründüğünüzü söylediğinde, fiziki görüntünüz yerine auranızdan, ışığınızdan bahsettiğini varsaymaktır. Pastaneye gidip, daha fazla yiyecek seçeneği var diye menünün diet harici kısmını incelemektir. İsmi kulağa çok güzel geliyor diye frambuazlı pastayı seçmektir. Doyduğunuz için sadece yarısını yemektir. Geri kalanını, gece yarısı canınız tatlı bir şeyler çekebilir diye eve götürmektir.

 

 

17495817_407600636267041_279505509_n
Body Acceptance aktivisti Harnaam Kaur

 

 

Beden-nötr olmak, partnerinizle ateşli seks yapmak ve seks sırasında kıçınızın onun kalçalarını şaplatması üzerine fazla düşünmemektir. Beden-nötr olmak, hem bedeninizde yağ olmasından ve bu yağın yerçekimi ve durağanlıktan etkilenmesinden utanmamak hem de bu nedenle daha seksi hissetmemektir. Basitçe, o yakınlık anından zevk almaktır, bedeninizde rahat olmaktır.

Beden-nötr olmak, bedeniniz ve onu nasıl değiştirebileceğiniz dışındaki herhangi – HERHANGİ – bir şeyi düşünerek uykuya dalmaktır.

Beden-nötr olmak, bedenlerimize olan takıntıdan tamamen kurtulmaktır.

Beden-nötr olmak, beyaz bir sayfa açmaktır.

Beden-nötr olmak, bir başlangıç noktasıdır.

Beden-nötr olmak, bir “temel”dir.

Beden-nötr olmak, “beden olumlama binasını” inşa etmeye başlayabileceğimiz yerdir.

graph_1_copy
soldan sağa: beden nefreti, beden-nötrlük, beden olumlama.

 

Bu yer; sahip olduğumuz bedeni severek uykuya dalmayı, seks sırasında bedenimiz zıpladıkça ekstra seksi hissetmeyi, “yav ne olcak” diyip iki dilim daha pasta sipariş etmeyi (sonra bunu, kendimizi yemek yeme utancından özgürleştirmenin verdiği heves ile başkaları da “ışığı görsün” diye sosyal medyanızdan paylaşmayı), özel eğitmeni kilo vermekten ziyade yeteneklerimiz ölçüsünde hedeflerimize ulaşmak amacıyla tutmayı, çalımla yürürken önünden geçtiğimiz her yansıtıcı yüzeyde kalçalarımıza bakıp hayran olmayı, kendimizde en sevdiğimiz kısımların cakasını satabileceğimiz şeyleri giymeyi ve sahip olduğumuz bedeni hala severek uyandığımız ertesi sabahları düşleyebileceğimiz yerdir.

Beden-nötrlük, bedenini kabul etmektir, “bedenini sevmeye” doğru giden trende bir istasyondur. Bu durakta inebilir ya da son durağa kadar yola devam edebilirsin. Asıl mesele: bir kez bu noktaya vardığında, asla geriye bakmayacak ve bıraktığın yeri özlemeyeceksin.

Ve belki, insanlara beden-nötr olmayı teklif edersek – bedenini sevme noktasına varmanın tek yolunun bir mancınıkla oraya fırlatılmak olduğunu demeye getirmek yerine onlara adım adım ilerleme seçeneğini sunarsak – beden nefretlerini (daha da rahat, korkusuz ve cesurca) arkalarında bırakmaları için onları güçlendirmiş oluruz.

 

 

17495875_407599509600487_1680719329_n
İşe bedenimi kabul ederek başlayacağım ve bileceğim ki, devamında beden sevgisi gelecek.

 

Reklamlar