*https://themighty.com/2017/01/childhood-abuse-never-grew-up/ yazısının tarafımdan çevirisidir.

*İçerik pek iç açıcı değil, siz okumaya başlamadan söyleyeyim dedim. E niye böyle bir şey çevirdin diyecek olursanız, çok içerden anladığımdan ve yazının en azından bi nebze yalnızlığımı dindirdiğimden derim. Kolaylıklar hepimize..

 

Depresyon ve anksiyetenin üzerime çok da abanmadığı daha endişesiz günlerimde, yetişkin bir bedenin içinde mahsur kalmış büyük  – ya da çok da büyük olmayan çünkü 12 yaş üstü çoğu çocuktan daha kısayım – bir çocuk olduğuma dair bazen espri yaparım. Gelgelelim akıl hastalığımın, zihnim ve ruhum üzerine daha ağır çöktüğü daha derin ve karanlık günlerde, uğratıldığım tüm istismarın benim çoğu yönde olgunlaşmamı engellemiş olduğunun acı verici şekilde farkındayım.

 

Child Trauma for Life

 

Ben her zaman içimdeki çocuğu kucaklamaya çalışırım çünkü içimde öylesine saf bir tatlılık ve yaşam sevgisi var ki.. Meraklıyım ve yaratıcı ve eğlenceli olan her şeye karşı bir açlığım var. 40 yaşında bile salıncakta sallanmayı ve su balonu kavgası yapmayı seviyorum. Güneş varken yağan yağmurda fırıl fırıl dönüp durmaya, yağmur damlalarını dilimle yakalamaya ya da yılın ilk kar yağışında kardan melekler yapmaya asla karşı koyamam. 

Yine de, içimdeki o küçük kızın diğer yanı daha çok görünür ve sesi daha gür. Onunla ilgili nadiren konuşurum halbuki içimdeki o çok sevdiğim tatlı oyunbaz küçüğe nazaran daha fazla sahnede. İstismar ve travmaların en kötü olduğu dönemdeki çocuk halimden çıkıp duygusal olarak tamamen olgunlaşabildiğimi düşünmüyorum. Ben içimdeki çocuğu, o masum şaşkınlığı ve oyunbaz zevzekliği ile bütünen kucaklarken; onun arkasında şiddete uğratılmış ve istismar edilmiş, yatağının altındaki ve kafasının içindeki canavarlardan korkarak yaşayan ve onlarla hiçbir zaman başa çıkmayı öğrenememiş korkak küçük bir kız var.

Bir çocuk gibi, çoğunlukla aşırı duygusalım ve kolayca yaralanıyorum. Bir çocuk gibi, insanlardaki zalimlik ve umursamazlığı anlayamıyorum. İçten içe bir parçam hala o masum masallara ve beyaz atlı prenslere tutunuyor. Hayatımın neden bu kadar zor, mücadelelerimin neden bu kadar ağır ve kalbimin neden bu kadar kırık olduğunu anlayamıyorum. Bir çocukmuşum gibi, hiçbir şey bana mantıklı gelmiyor ve günde bin kez “neden?” diye sorma arzusu doğuyor içimde.

Günlük veya hayatımı daha geniş çapta etkileyen herhangi bir olayı anlamakta ve bununla başa çıkmakta zorlanıyorum. Değer verdiğim ve ihtiyaç duyduğum insanlara aşırı derecede bağlanıyorum çünkü yalnız olmaktan, terk edilmekten ve yine kendi başımın çaresine bakmak zorunda kalmaktan ölesiye korkuyorum. Yıllar önce olduğum o çocuk gibi, kendimi onaya ve sevgiye aç bir şekilde, sırf birisi yanımda kalsın ve beni sevsin diye onun için her şey olurken, her şeyi yaparken buluyorum. Kafa karışıklığı, kayıp hissi ve çaresizlik içinde yaşıyorum. Hayattaki her şey tek başıma başa çıkabilmem için fazlasıyla büyük ve bunaltıcı geldiğinden, içimdeki çocuk herkese yapışmak ve “Lütfen beni terk etme! İyi biri olacağım! Söz veriyorum! Korkuyorum! Beni yalnız bırakma!” diye ağlamak istiyor.

Akıl hastalığımın diğer görünümlerine terapi ve ilaç yoluyla pratiklik ve mantık çerçevesinde yaklaşılabilirken, birçok yönden olgunlaşamayışımla nasıl başa çıkacağıma dair hiçbir fikrim yok. Zaten kocaman bir yetişkin iken büyümeyi nasıl öğrenebilirim? İçimdeki o, tekrar incitilmekten ölesiye korkan, dışarı çıkmaktan ürken, tüm dünya karşısında ezilen küçük kız olmayı nasıl bırakabilirim? Çocuklar genellikle yetişkinliğe adım attıkça eğitilir, hayatla nasıl başa çıkacakları öğretilir ve bu yolda uyum sağlayabilmeleri için yardımcı olunur. Bense daha hazır olmadan, zalim ve adaletsiz dünyanın acı gerçekleri ile yüzleşmeye itildim ve tüm hayatımı, sadece bütün canavarların gitmesi ve her şeyin tekrar yoluna girmesini isteyen korkmuş küçük bir kızın zihninde mahsur kalmış şekilde koşuşturarak geçirdim.

Kendimdeki bu kısmı nasıl çözüme kavuşturacağımı ya da değiştireceğimi gerçekten bilmiyorum. Etrafındaki dünyadan ölesiye korkan, ilgi meraklısı, şaşkın ve kayıp küçük bir kız çocuğu olmayı nasıl bırakacağımı bilmiyorum. Bir yanım tüm sorunlarıyla başa çıkabilen, daha güçlü, daha cesur, daha olgun ve daha uyumlu biri olmayı diliyor. Maalesef, daha güçlü bir yanım içten içe ağlamayı bırakamıyor ve sadece, birinin beni bu döngüden çekip çıkarmasını, bana sıkıca sarılmasını ve her şeyin yoluna gireceğine, tüm bunların kötü bir kabus olduğuna dair güven vermesini istiyor.

Reklamlar