*http://everydayfeminism.com/2017/01/body-neg-msg-body-positivity/?utm_content=buffer3abd7&utm_medium=social&utm_source=facebook.com&utm_campaign=buffer yazısının tarafımdan çevirisidir.

** İçerik Uyarısı: Yeme bozukluğu, şişman karşıtlığı, diyet kültürü.

Beden-Olumsuz yetiştirilişimi tanımlamak için iyi bir kelime olurdu.

Ben 5 yaşındayken “şişman” kelimesini, arkadaşlarımla birbirimize hakaret olarak kullanırdık. O yaşlarda bilinçli olarak karnımı içeri çekmeye başlamıştım. 12 yaşına geldiğimde daha az yiyeyim diye “sadece başkalarının ikram ettiği şeyleri yiyebilirim” gibi kurallar koymaya başlamıştım. 14’ümde, babamın kalori azaltma tavsiyelerini dinleyip kendim için ölçüsüzlüğü gittikçe artan yeni yöntemler yaratıyordum.

Ertesi sene terapistim bana yeme bozukluğum olduğunu söylediğinde şaşkına dönmüştüm. Tüm bunların hepsi bana gayet normal geliyordu.

Yıllarca terapi görerek, adım adım kendime başka bir normalite buldum: Beden olumlama.

Feminist bloglar, yeme bozukluğundan kurtulma kitapları ve destek gruplarından sonra kiloyu içermeyen sağlık anlayışları, zayıflığı içermeyen güzellik anlayışları ve kendini yoksun bırakma içermeyen dinçlik anlayışları olduğunu öğrendim.

Ama beden olumlama hareketinde, ismiyle çelişkili olarak, her şeyin o kadar da olumlu olmadığını gördüm.

Bazı şeyler iyileşmemi engellerken, bazı şeyler deneyimlediğim tüm beden olumsuzluğunu besleyen kültürel fikirlerden türemekteydi.

Beden olumlama hareketi tek bir şey değil, ve size bahsettiğim olumsuz durumlar evrensel değil. Hatta, birazdan değineceğim çoğu sorun; hareketin, ince-beyaz-natrans-engelli olmayan-geleneksel olarak çekici kadınlar ve tabiki reklamcılarla ortaklaşa yürütülmesinin sonucu.

untitled

harnaam kaur.jpg
Polikistik Over Sendromu (PCOS) olan Beden Olumlama Hareketi aktivisti Harnaam Kaur
lizzie-velasquez
Lipodistrofi’si olan Beden Olumlama Hareketi aktivisti Lizzie Velasquez
maxresdefault.jpg

Beden Olumlama Hareketi, en iyi haliyle, herkesi bünyesine dahil etmeli ve umarım ben de zamanla bu yöne doğru gittiğini görürüm.

Şimdi bedenini olumladığını iddia eden bazı insanlardan aldığım birkaç olumsuz mesajdan bahsedeceğim:

1. “Bedenini Sev”

Beden Olumlama Hareketi’nden aldığım esas mesajlardan biri, herkesin bedenini sevmesi gerektiği idi.

Bunda yanlış olabilecek ne olabilir?

Herkesin bedenini sevme hakkı olduğu mesajı iyi bir şeyken, insanlara nasıl hissetmeleri gerektiğini söylediğimizde sınırımızı aşıyoruz. Ve bu tavsiyenin en çok verildiği grup olan kadınlar; zaten nasıl hissetmeleri gerektiği haddinden fazla söylenenler.

Bize “yap” diye verilecek başka bir şeye daha ihtiyacımız yok, zaten olduğumuzdan daha olumlu olmamızın söylenmesine de.

İnsanlar kadınlara gülümsemelerini ve agresif olmamalarını söyleyerek duygularımızı ifade etmemizi öyle kısıtlıyorlar ki biz de başkalarını mutlu edebilmek adına kendi hislerimi bastırıyoruz.  

İnsanlara bedenlerini sevmelerini söylemek yerine, beden-nötr olmak gibi seçenekleri olduğunu bilmelerini sağlamalıyız. Beden-nötr olmak, sahip olunan bedenden ne nefret etmek ne de onu çok sevmek gibi uç fikirlere sahip olmamak olarak tanımlanabilir.

Hatta, bedenimizi sevmemiz gerektiği fikrinin dayatılması trans karşıtı olabilir çünkü beden disforisi gibi gerçek bir deneyimi yok sayıyor.

Beden nefreti ile boğuşmak acı verici olduğu kadar oldukça da anlaşılabilir bir durum ve başkalarını kendileri hakkında kötü hissetmeye teşvik etmediğimiz sürece, nasıl hissettiğimizi ifade etmeye hakkımız olmalı.

Ben sansür olmadan, tüm haliyle bedenimden nefretimi hem hissedip hem de ifade edebilmeyi güçlendirici buluyorum. Benim bedenimden nefret etmem anlamsız değil ve üzücü de değil.

Bu anlayışımın bir ifadesi. Bu, benim toplumdan aldığım mesajları işleme biçimim. Bu benim kadın düşmanlığını içselleştirişim ve bunun önünü tıkamak, uğradığım baskıyı fark etmemin de önünü tıkayacaktır.

Lindsay-beauty.png

O yüzden bana bedenimi sevmemi söylemeyin. Bana benim için ne en iyisiyse onu hissetmemi söyleyin. Ben bir yetişkinim, kendi kararlarımı kendim verebilirim.

2. “Yemeğin Salçalısı Kadının Kalçalısı”

“Real Women Have Curves” (ç.n.: ben “Yemeğin salçalısı kadının kalçalısı” diye çevirdim) sözde beden olumlayan öyle popüler bir slogana dönüştü ki bir filmin adı bile yapıldı. (http://www.imdb.com/title/tt0296166/)

Benzer düşünceleri tüm popüler kültürde görebilirsiniz. Nicki Minaj “Anaconda” şarkısında “Klüpteki çırpı kadınları siktir edin.” diyor. Meghan Trainor “All About That Bass” şarkısında ise “Erkekler geceleri sarılabileceği geniş kalçalar ister.” diyor.

Zayıf insanlar bedenleri nedeniyle genel olarak aşağı görülmediği için, bu şarkı sözleri şişman insanları ayıplayan ifadelerle aynı sayılamazlar. Yine de, kimseyi görüntüsü nedeniyle ayıplamak hoş bir şey değil.

Ayrıca, “kadının kalçalısı” anlayışı oldukça sorunlu çünkü kadın olmanın bazı hallerinin diğer hallerden daha az meşru olduğunu ima ediyor. Ve en meşru kadın tipinin kalçalı kadın olduğu düşüncesi, natrans ve geleneksel olarak çekici bulunan kadınları ayrıcalıklı kılıyor.

Bir kadın olmayı, dişi bir bedene sahip olmakla birleştiriyor ve belirli bir tipteki dişi bedeni ödüllendiriyor.

Dove ve Lane Bryant gibi markaların beden-olumlayıcı reklam kampanyalarındaki kadınlar genelde bu ideali yansıtmakta. Ana-akım modeller kadar ince değiller ama şişman da değiller ve kiloları göğüs ve kalça kısımlarında toplanmış durumda, karınlarında değil.

dove.jpg
Dove. Gerçek Güzellik Kampanyası

Bu tarzda bir beden olumlama hareketi, erkek bakışına hitap etmekte. Kültürel ideale tam olarak uymayan ama yine de heteroseksüel erkeklerin gözüne genel olarak hoş gelecek kadınları övüyor.

Ayrıca, kadınlar için ideal bir beden tipinin sözünü ederek beden olumlamayı teşvik etmek, kadın olmayan insanları da dışlıyor. Erkekler ve ikili cinsiyet (ç.n.: kadın-erkek) sisteminde olmayan insanlar (ç.n.: interseksler gibi) da beden algısı ile mücadele ediyor.

tumblr_mk0pmw3Kro1ren7wmo1_1280.jpg
Beden Olumlama Şimdi Erkekler İçin

“Yemeğin salçalısı insanların hepsi” kafiyeli olmayabilir ama daha kapsayıcı olduğu kesin.

tumblr_ns6t4uwlrd1tlgkoco1_1280.png
Şişman transları destekleyin.

3. “Erkekler Kalçalı Kadın Sever”

Bu, genellikle “yemeğin salçalısı kadının salçalısı” sloganının gerekçesidir çünkü bu slogan, erkekleri memnun eden kadınların gerçek kadınlar olduğu varsayımını yansıtır.

Birçok arkadaşım ve akrabamdan yeme bozukluğumun olduğu dönemde, kilo vermemem gerektiğini çünkü kilo vermemin beni daha az çekici hale getireceğini işittim. Bu söylemler, kadınların görevinin güzel ve seksi olmak olduğu fikrini besliyor ve bu fikir de yeme bozukluğu geliştirmeye neden olabiliyor.

Kadınlara, ya diyetlerini bırakmalarını ya da yeme bozukluklarından kurtulmalarını söyleyerek erkeklerin yüzü hürmetine daha çok kilo almalarını tavsiye etmek, kadınlara erkekler için var olduklarını söylemenin başka bir yolu. Bu söylemler; biz salyalar akıtarak göğüs ve kalçalarına bakabilelim diye kadınlar sağlıklı, güvende ve özgür olmalılar düşüncesini ima ederken olumsuz beden algısını, yeme sorunlarını ve kadınların tüm varlığını önemsizleştiriyor.

Ayrıca, kadının bedenindeki yağın başkalarının zevki için var olduğunu iddia etmek, kadınların bedenlerinin sadece başkaları için var olduğunu ima ederek kadınları nesneleştiriyor.

Daha da önemlisi, bedenimizdeki yağ bizi sıcak tutmak, hormonlarımızı düzenlemek ve başka birçok yaşamsal işlevi yerine getirmek için var. Bedenlerimiz öncelikle ve en başta kendimiz için var.

6bd239a546b87fce8d8216b3315cc54c.jpg
Bedenlerimizi Geri Almanın Vakti Geldi

“Erkekler kalçalı kadın sever” söylemi ayrıca beraberinde “tüm erkekler kadınlarla flört etmek ister, tüm kadınlar erkeklerle flört etmek ister ve kadınlarla flört eden erkeklerin hepsi belirli bir kadın tipini sever” gibi bir sürü varsayım getiriyor. Ve yine bir kez daha, kadınlar dışında bedenleri ve yemek ve fit olma ile sorunları olan diğer tüm cinsel kimlikleri göz ardı ediyor.

Bariz olarak, birçok kadın erkeklere neyin çekici geldiğini umursamıyor ve erkekler de birçok farklı şeyi çekici bulabiliyor. Ayrıca, çekici olmakta kişiliklerimizin de payı var ve kadınlarla flört ederken aranan özellikleri sadece kadınların görünüşleri ile sınırlı tutmak onları nesneleştiriyor.

Tabi ki kalçalara sahip olmak sorun olmamalı. Ama sırf hayali bir homojen grup kalçaları seviyor diye değil. Sorun olmamalı çünkü akıl sağlığımız ilk sırada gelmeli ve ayrıca bedenlerimiz zalimce bir muameleyi hak etmiyor.

Kalçalara sahip olmamak da sorun olmamalı. İnce olmayan kadınları güçlendirmek adına “erkekler kalçalı kadın sever” demek, ince olan kadınları ayıplıyor.

4. “Tüm Kadınlar Kendilerini Sevmeli Çünkü Tüm Kadınlar Güzeldir”

İnsanların her durumda kendilerini sevmeye hakkı var, nokta, bunun için güzel olmalarına gerek yok.

Birbirinden farklı güzellik tanımları var ve tabi ki herkesin kendini ve başkalarını güzel bulmaya hakkı var. Ama “herkes güzeldir” dediğimizde, insanların kendi kendilerini tanımlama hakkını inkâr ediyoruz.  

Güzel olmasak en kötü ne olur? Güzelliğin değerimizi belirlediğini düşünmüyorsak bu pek de korkutucu bir şey değil. Herkes geleneksel anlamda çekici değil ve bu da sorun değil.

Tekrarlıyorum, kadınlara nasıl hissetmeleri gerektiğini söylememeliyiz. Eğer bir kadın kendini geleneksel anlamda çekici bulmuyor ve kendini böyle tanımlıyorsa, bu kendini sevmediği anlamına gelmez. Bizim tam tersini düşünmemizin sebebi, tüm kadınların kendilerini, nasıl göründükleri üzerinden tanımladığını sanmamız.

Çoğu erkek ünlü geleneksel anlamda çekici değil ve bunun farkında hatta kendileri ile ilgili fazla mütevazı şakalar yapmakta ama çekici olmayan bir kadın öyle korkutucu bir şey ki söz konusu bile edemiyoruz.

Geleneksel çekiciliğin güzelliğe eşdeğer olduğunu ima etmiyorum, güzellik tamamen öznel bir şey ve nasıl isterseniz öyle tanımlarsınız. Herkes güzel olabilir ve herkesin kendi güzellik tanımını getirmeye hakkı var.

body-positivity-101-2-2427-1475606542-21_dblbig.jpg

Ama bir kimse kendini güzel olarak görmemeyi seçiyorsa; bu onun tam, özgüven sahibi ve güçlü olmadığı anlamına gelmez.

Kendimizi “güzel olduğumuz” için değil; koşulsuz ve şartsız sevmeye hakkımız var.

                                                                             * * *

Bir kez daha yineleyecek olursam, beden olumlamanın ilk etkisi iyiydi ve pire için yorganı yakmamıza gerek yok. Ama lütfen, şu pireden kurtulalım.

Ana-akım beden olumlama hareketi; şişman insanları, gender non-conforming’leri (ç.n.: GNC’leri, belirli bir kültürde, görünüşü ve davranışları kendisinden beklenen cinsiyet rolleriyle uyuşmayan insanlar olarak ifade edebiliriz.), engelli insanları ve genellikle çekici kadın tektipleştirmesine uymayan grupları dışlamakta.

Aynı zamanda, sadece görüntümüzden ibaret olmadığımızı fark ettirmeye yardımcı olmak yerine, görüntümüzün bize iyi hissettirmesi ve özellikle hetero erkeklerde bıraktığımız etki üzerine odaklanmamızı söyleyerek kadınları nesneleştiriyor.

Ama bu, beden olumlama hareketinin tek versiyonu değil. Daha kapsayıcı bir anlayış benimseyen bir sürü sosyal medya hesabı, blog, podcast ve başka türde kaynaklar var. Ve bu kaynaklar, genelde hareketin en çok marjinalleştirdiği insanlardan geliyor.

Kendi yeme bozukluğu geçmişimden biliyorum ki bu hareketin, intersectional bir feminizm anlayışı benimsemesi gerekiyor. Eğer bunu yapmazsa, bu harekete en çok ihtiyacı olanlara uygulanan tahakkümü daha da arttıracak.

Artık, Beden Olumlama Hareketi’nin daha radikal bir biçimine kucak açmanın vakti geldi – özellikle reklam panolarına “sığmayan” bir biçimine.

bodypositive_9.jpg

  

Reklamlar