*Lily-Rose Phillips’in 24 Ekim 2016 tarihli ve https://themighty.com/2016/10/lack-of-motivation-of-a-symptom-of-depression-not-laziness/ linkli yazısını çevirdim.

 

ThinkstockPhotos-126443513-1280x427

 

Motivasyon.

Bu kelimeden nefret ediyorum.

Bazı insanlar motivasyon eksikliğinin, haftalık jimnastik seansı yerine film gecesi yapmak olduğunu sanıyor. Bazıları için gerçekten de böyle olabilir.

Ancak depresyonu olan insanlar motivasyonum yok dediklerinde ciddiler. Kelimenin tam anlamıyla.

Evimle, üniversitemle, işimle ilgili yapmam gereken şeyler var. Şu an bile yapmaya başlasam iyi olacak çok iş var. Ama onun yerine oturdum bunu yazıyorum çünkü motivasyonum yok.

Annem sürekli ensemde bazı şeyleri halletmem gerektiğini, odamı temizlememi, onu bunu kaldırmamı söylüyor. Kulağa saçma geliyor biliyorum ama yapamıyorum. Hiçbir şey için elim kalkmıyor.

Bir şeylerde ilerleme göstermem gerektiğini zaten biliyorum. Aklımda sürekli, bir yere gittiği yok ama ben yine de bunu yapamıyorum. Bu, anksiyete ve depresyonun daimi savaşı. Anksiyete bana bir şeyler yapmam gerektiğini söyleyip içimi kemirirken, depresyon beni geri çekip sadece oturup üzüntülü olmamı söylüyor.

Bazı insanlar yataktan çıkmakta bile zorluk çekiyor, bu durum insanları çok farklı şekillerde etkileyebilen bir şey. Ama birine “egzersiz yap daha iyi hissedeceksin” ya da “aş artık bunları, hepimizin sorunları var” demek hiç yardımcı olmuyor. Hatta, büyük ihtimal kendimizi daha da kötü hissettiriyor ve zaten az olan motivasyonumuzu daha da düşürüyor.

Bizler hayatlarımıza devam etmek istiyoruz. İnsanların hakkında iki kez bile düşünmediği işleri yapabilmek istiyoruz. Bu tembel olmak değil, yanından bile geçmiyor.

Bazen bir şey yapmaya motivasyonumuz olmuyor. Ve bu sorun değil. Gerçekten değil. Bu rahatsızlığımızın bir parçası, elimizde olmayan bir semptomu. 

Reklamlar