*https://themighty.com/2016/10/lack-of-motivation-of-a-symptom-of-depression-not-laziness/ yazısının tarafımdan çevirisidir.

 

Motivasyon.

Bu kelimeden nefret ediyorum.

Bazı insanlar motivasyon eksikliğinin canı film gecesi yapmak istedi diye bir haftalığına cimnastiği asmak olduğunu sanıyor. Bazıları için gerçekten de böyle olabilir.

Ancak depresyonu olan insanlar motivasyonlarının olmadığını söylediklerinde ciddiler. Kelimenin tam anlamıyla.

Evimle ilgili, üniversitem, işimle ilgili yapmam gereken işler var. Şu an bile yapmaya başlasam iyi olacak çok iş var. Ama bunun yerine oturdum bunu yazıyorum çünkü motivasyonum yok.

Annem sürekli ensemde bazı şeyleri halletmem gerektiğini, odamı temizlememi, o kağıdı kaldırmamı bu kağıdı kaldırmamı söylüyor. Kulağa saçma geliyor biliyorum ama yapamıyorum. Hiçbir şey için elim kalkmıyor.

Bir şeylerde ilerleme göstermem gerektiğini zaten biliyorum. Aklımda sürekli, bir yere gittiği yok ama ben yine de bunu yapamıyorum. Bu, anksiyete ve depresyonun daimi savaşı. Anksiyete bana bir şeyler yapmam gerektiğini söyleyip içimi kemirirken, depresyon beni geri çekip sadece oturup üzüntülü olmamı söylüyor.

Bazı insanlar yataktan çıkmakta bile zorluk çekiyor, bu durum insanları çok farklı şekillerde etkileyebilen bir şey. Ama birine “egzersiz/spor yap daha iyi hissedeceksin” ya da “herkes gibi sen de aş artık bunları” demek hiç yardımcı olmuyor. Hatta, büyük ihtimal kendimizi daha da kötü hissettiriyor ve zaten az olan motivasyonumuzu daha da azaltıyor.

Bizler hayatlarımıza devam etmek istiyoruz. İnsanların hakkında iki kez bile düşünmediği işleri yapabilmek istiyoruz. Bu tembel olmak değil, yanından bile geçmiyor.

Bazen bir şey yapmaya motivasyonumuz olmuyor. Ve bu sorun değil. Gerçekten değil. Bu rahatsızlığımızın bir parçası, elimizde olmayan bir semptomu. 

Reklamlar